![]() |
|
Son zamanlarda AB üzerine çok konuşulmaya başlanması ve tartışılması beni çok sevindirmiştir. Telekomünikasyonda kat ettiğimiz mesafe, yıllar önce kat edilmiş ve bu teknolojiye ( bu günkü telekomünikasyon teknolojisine ) ulusumuz sahip olunmuş olsa, bu tartışmalar yıllar yıllar önce başlayacak ve tercihlerimiz de buna göre şekillenecekti. Ancak bugün olması yarın olmasından iyidir diyerek giriş yapmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, AET- Avrupa Ekonomik Topluluğu 25 Mart 1957 de imzalanan ROMA ANTLAŞMASINI takiben 01/01/1958 yılında yürürlük kazanmıştır. Bu anlaşma kısaca incelendiğinde AB nin kuruluş amacı ve bu amacı sağlamak için belirlediği ortak strateji ve yeni üyelikler için aranılan şartları şu şekilde sıralamak mümkün olacaktır. Kuruluşun Görev ve Amaçları: 1- Ortak bir Pazar oluşturulması, 2- Üye devletleri birbirine yaklaştırarak topluluğun bütünü içersinde iktisadi gelişmelerin uyumlu bir şekilde gelişmesini sağlamak, 3- Sürekli ve dengeli bir kalkınma hızı, büyüme sağlayabilmek, 4- Sürekli istikrarı sağlayabilmek, 5- Yaşamı ve yaşama düzenini ( toplum refahını ) hızla yükseltmek, 6- Birleşen devletler arasında daha sıkı işbirlikleri oluşturmaktır. Bu amacı sağlayabilmek için kullanılması ön görülen ekonomi politikası araçları:
Roma Anlaşması sınırsız bir süre için yapılmıştır. Ancak yeniden gözden geçirme ve geliştirme sistemi öngörülmüştür. Her Avrupa devleti, eski üyelerin OYBİRLİĞİ İLE ONAYLAMASI HALİNDE TOPLULUĞA ÜYE OLABİLİR. Topluluk 3 üncü devletlerle, devletler birliği, ya da uluslar arası örgütler ile üye devletler adına anlaşmalar yapabilir. Topluluğun yürütme ve yasama yetkileri ROMA ANTLAŞMASI ÇERÇEVESİNDE oluşturulan bir çeşit senatonun elinde mutlak güç olarak bulunur. Bu senato her üye devletin bir bakanla temsil edildiği, kararların oy birliği veya büyük bir çoğunlukla alındığı bir KONSEY dir. Avrupa iç pazarında tam bir birlik ve serbestiyi on gören AVRUPA TEK SENEDİ 01/07/1987 TARİHİNDE KABUL EDİLDİ VE ÜYE DEVLETLERİN BU SENEDE UYUMU İÇİN 31/12/1992 TARİHİNE KADAR SÜRE TANINDI. Hollanda’nın MAASTRİCH kentinde imzalanan AVRUPA TEK SENEDİ’NE de MAASTRİCH KRİTERLERİ adı verildi. Üye devletler kendi iç hukuklarını ve yönetimlerini bu kriterlere uygun hale getirdiler. AB, her yeni aday üyenin veya aday olmak isteyen ülkenin de öncelikle bu kriterleri tutturmasını istenmektedir. Maastrich’de ayrıca tam bir ekonomik birlik ve para birlikteliği sağlamak için yeni bir ortaklık anlaşması imzalanmıştır. Ekonomik ve para birlikteliği içeren anlaşma tüm üye devletlerde halk oylamasına sunuldu. Bir kısım ülkelerde halk oylamasında reddedilen para birlikteliği nedeni ile AB üyeleri arasındaki bu birliktelik parasal yönden sekteye uğramış durumdadır. Yanlış hatırlamıyorsam İngiltere, Danimarka ve İsveç ortak para birimi olan EURO ya geçiş yapmadılar. TÜRKİYE- AB İLİŞKİLERİ Ülkemiz AET ( Şimdiki adı ile AB ) nin kuruluş anlaşması olan 1958 tarihli Roma Antlaşmasından itibaren AB ye ilgi duymuştur. Zira ülkemiz aynı batı kurumları içersinde yer almak ve işbirlikteliği yapmakla da kalmamış, aynı zamanda topluluk üyesi devletlerle de sıkı bir dış ticaret ilişkisini sürdürmüştür. Kuruluş yıllarında dış satımımızın yaklaşık % 40 ı, dış alımların da % 30 u Avrupa’nın AET (AB) yi oluşturan 6 kurucu üyresinden yapılmakta idi . Dolayısı ile ülkemiz bu oluşuma ilgisiz kalamazdı. Ülkemiz, 1959 yılında, üye olabilmek maksadı ile ortak pazara başvurdu. Yapılan görüşmeler 4 yıl kadar sürdü ve 12/09/1963 te ANKARA ANLAŞMASI imzalandı. Türkiye yapılan bu anlaşmaya, TAM ÜYE olarak değil ORTAK ÜYE sıfatı ile katıldı. Tam üyelik ise ROMA ANTLAŞMASI’NIN tüm yükümlülüklerini üstlenebileceğini göstermesi şartına bağlandı... Türkiye ve Ortaklık arasındaki ilişkileri yürütmek ve düzenlemek maksadı ile
İki konsey oluşturulmuştur. ORTAK ÜYELİK İÇİN ÖNGÖRÜLEN SÜREÇ
Olarak ön görülmüştü. Hazırlık dönemi: 01/12/1964 ten başlayarak 5 yıllık bir dönemi kapsıyordu. Bu süre bitiminde 11 yıla kadar uzatma isteğinde bulunma hakkı olmasına rağmen yöneticilerimiz bu ek süreyi talep etmemiştir. Türkiye bu sürede topluluğa herhangi bir ödün vermeksizin ekonomisini güçlendirmede kullanacaktı. Geçiş Dönemi: Emeğin serbest dolaşımına, sanayi ürünlerinde gümrük birlikteliğine, tarım ürünlerinin serbest dolaşımına hazırlık amacına yönelik olarak belirlenmişti.Bu amaçların sağlanmasına yönelik olarak 23/11/1970 de bir katma protokol imzalandı. Geçiş dönemi;
Son Dönem, Ankara Anlaşması’na göre katma protokolun yürürlüğe girdiği tarihten 22 yıl sonra ( 1995) başlayacaktır. Bu sürecin ne kadar süreceği ise belirtilmemiştir.(Ana Tarihçede görüldüğü gibi gerek AB gerekse ülkemiz yöneticileri verdikleri sözlere pek uymamışlardır. Bu konuda kabahatin büyüğü de sanıyorum bize aittir.) AB ile uzun zamandır, bir birleşme süreci yaşamakta olan ülkemizin, AB üyeliğini istemesi kadar doğal bir şey olamaz. Ancak unutmamak gerekir ki, istemek ile, elde edebilmek için yapılması gerekenler ve yapılanlar arasında uyum söz konusu değildir. Yani kendi üzerimize düşen birçok yükümlülük, süresi içersinde yerine getirilmediği veya eksik yerine getirildiği için ülkemiz hem yeni yaptırımlar hem de yeni talepler ile karşılaşmaktadır. AB ile ilişkilerimizi, uymamız gereken Maastrich Kriterlerini, düzeltmemiz gereken ekonomimizi, vergi adaletimizi, çalışma ve iş güvenliği barışını, bireyin birey olmaktan dolayı kazanması gereken hakları, devlet ve millet arasındaki uyuşmazlıkların çözümünü, gelir dağılımındaki bozukluğu, AB kriterlerine uymayan mevzuat ve uygulamalarımızı iç hukuk, siyasal çıkarlar, oy kaybı kaygısı olmadan yerine getirmek sureti ile düzgün bir hale getirilebilecektir. Bu aynı zamanda tam üyelik şartlarının da gerçekleşmesi anlamı taşıyacaktır.
Hepinize sevgiler ve saygılar sunarım. S.Erdin Açıkalın Hazırlayan:Salih Erdin Açıkalın |
[ Ana Sayfa ] [ Temel Analiz ] [ Teknik Analiz ] [ Haberler ] [ İstatistiki Bilgiler ] [ Bilgiler ] [ Üyelik ] [ Sitemiz ] [ Çıkış ]