![]() |
|
Son zamanlarda ülkemizde sıkça söz edilen ve tartışma konusu olan güncel bir kelimesini, imkanlar ölçüsünde değerlendirmek, tartışmayı biraz olsun Ekonomik dille incelemek istedim.
MORATORYUM NEDİR? Savaş, siyasal, ekonomik veya toplumsal bunalım ve kriz dönemlerinde, borçluya karşı başvurulacak hukuki yolların tümünün veya bir bölümünün kullanılmasının geciktirilmesi, bir başka değişle borçların nasıl ve ne sürede tasfiye edileceğinin yasa ile belirlenmesi işlemine MORATORYUM denilir. Moratoryumun yasa ile düzenlenirken yapılan uygulamanın geçmişe etkili hükümler içereceği tabidir. Yapılan moratoryum ilanı, borçların veya bu borçlara ait faiz ödemelerinin belli bir dönem askıya alınması, ertelenmesi veya belli bir vadeye yayılarak yeniden yapılandırılması söz konusudur.
MORATORYUM İLAN EDİLEBİLMESİ İÇİN
MORATORYUMUN YAPILIŞ AMACI
DEVLETLERİN MORATORYUM İLANI Devletlerin iç borçlanmalarını vadesinde ödeyemeyecek, bir başka değişle borçlarını döndüremeyecek hale gelmesi nedeni ile iç piyasaya olan borçlarını belli bir vadeye yaymak sureti ile nasıl tasfiye edeceğini yasa yolu ile düzenlemesidir. Dış piyasaya olan borçların elde edilen milli gelir ile kapatılamaz olması veya dış borçların döndürülemez olması, buna bağlı olarak dış piyasalardan da kaynak temin edilememesi durumunda, devletler de borçlarını ödeyemez hale gelebilirler. Bu durumda, devlet mevcut borçlarını nasıl tasfiye edebileceğini, hangi vadede ödeyebileceğini yazılı olarak beyan eder ve alacaklıları ile bu konuda anlaşmaya çalışır. Alacaklı devletler veya kurumlar bu beyana uymak zorunda değildir. Kabul etmeyen devletlerin uluslar arası mahkemeler yolu ile alacaklarını tahsil yoluna başvuracakları/vurabilecekleri gibi, yeni kredi vermemek, ticari ilişkileri asgari düzeye indirmek veya tamamen durdurmak, o ülkeye yapılacak olan yatırımları ( ülkesinden yapılan ) askıya almak, yapılmakta olanları durdurmak, mevcut yatırımları ise asgari seviyeye indirmek sureti ile bu ülkeyi ödemeye zorlamak gibi imkanları da olduğunu bilmek gerekir. Ayrıca o ülkelerden normal zamanlarda elde edemedikleri tavizleri koparmak sureti ile siyasi çıkarda sağlayabilme imkanları mevcuttur.
SONUÇ Moratoryum ilanı görüldüğü gibi zor bir uygulamadır. Dış borçlar ile ilgili yapılabilecek MORATORYUM ilanlarında ülke iç dinamiklerinin yapılacak/yapılabilecek dış baskıları karşılayabilecek güçte olması gerekir. Bunun yanı sıra egemenlik ve bağımsızlığını da koruyabilecek imkan ve kabiliyete de sahip olması gerekir. Kolay olarak görünmesi özellikle son zamanlarda ülkemizde de gündemde yerini almasına neden olan bu uygulama asla kimseyi yanıltmamalıdır. Zorda kalan ülkelerin özellikle iç borçlarının büyük çoğunluğunun, aşırı faiz ile kartopu yumağı şeklinde büyümesinden kaynaklandığı bilinmektedir. Öyle ise, kurum ve kuruluşlar ile bireyler alacaklarından vazgeçmeseler bile, devletin yasa çıkartarak ertelemesini beklemeden, alacaklarını daha uzun vadede tahsil etmek istediklerini bildirmesi, devletin kendi iç borçlarını mahsuplaşarak tasfiye etmesi, devletin yapısını daha etkin ( denetleyen) hale getirmesi, üretimden ( toplumun gerçekleştiremeyecekleri hariç ) tamamen çekilmesi, yatırımların ( toplumun gerçekleştiremeyecekleri hariç) minimum seviyede tutulması, her sahada özel teşebbüsün yatırım yapması teşvik edilmelidir. Bu şekilde oluşturulacak tasarruflar ile borçların tasfiyesine çalışılmalı ve borçlanma oranı aşağıya çekilmelidir. Krizden çıkış için küçülmek bence yapılabilecek en büyük hatadır. Zira küçülme beraberinde işsizlik, durgun bir piyasa ( eksik talep ) buna uyuşmayan bir üretim kapasitesi demektir. Üretim kapasitelerinin yeterli kullanılmamasının da ilave maliyeti olacağı, üretim fazlası ve satılamayan malların da depolama ( stok maliyeti ) masrafları ve kayba neden olacağı, gözden uzak tutulmamalıdır. Bu nedenle, kriz dönemlerinde bile nüfus artış hızının gerektirdiği bir kalkınma hızının sağlanması zorunludur. Devletin asgari kalkınma hızının sağlanması için lüzumlu olan kaynak ihtiyacı, borç yapısının doğru ve adil değiştirilmesi, ekonominin hızının sağladığı ilave katma değerden sağlanmalıdır. Ayrıca kriz dönemlerinde, toplusal irade ile çalışma sürelerinin uzatılması da gündeme getirilebilir. Bu bilabedel yapılacak ilave günlük çalışmanın yaratacağı katma değer de kriz dönemlerinin aşılmasında önemli katkıda bulunabilir. Yine bu dönemlerde vergi koyarak veya vergi oranları arttırılarak kaynak sorunu çözümlenemez. Vergi gelirinin arttırılması, gelirin kaynağında ödenebilir oranlarda vergilendirilmesi ile çözümlenmelidir. Ülkemizde olduğu gibi dolaylı vergilerin ve bunlara ait oranların bu denli yüksek olması sosyal adalete ve vergi hukukuna aykırıdır. Vergi tabana yayılmalı, adil olmalı, ve ülkemiz şartlarında düşürülmelidir. Görebildiğim kadarı ile ülkemizin moratoryum ilan etmesini gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Ancak ekonomik krizin yaşanmaya başlandığı Kasım 2000 ve Şubat 2001 aylarından sonra yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen doğru ve etkin, uygulanabilir toplumun desteğine havi bir çözüm yolu bulunamamıştır. Bu ise bu riskin (moratoryum riski) bir yıl öncesine göre oldukça yükseldiğini göstermektedir. Umarım çözümsüzlükler devam etmez ve ülkemiz de bu denli aşağılayıcı bir uygulamaya maruz kalmaz.
Hepinize sevgiler ve saygılar sunarım. S.Erdin Açıkalın Hazırlayan:Salih Erdin Açıkalın |
Fiyat Formasyonları ile ilgili eğitici dökümanımıza buradan ulaşabilirsiniz.
[ Ana Sayfa ] [ Temel Analiz ] [ Teknik Analiz ] [ Haberler ] [ İstatistiki Bilgiler ] [ Bilgiler ] [ Üyelik ] [ Sitemiz ] [ Çıkış ]