İstatistik hakkında bugüne kadar bilimsel ya da bilimsel olmayan
pekçok tanım yapılmıştır. Bilimsel olmayan tanım ve benzetmelerden
bazıları ciddiyet dışı görünmelerine karşın, gerçekte bazı önemli
noktaları ortaya koymaktadır. Örneğin "Üç türlü yalan vardır: Yalan,
kuyruklu yalan, ve istatistik" benzetmesi herşeyin istatistik ile
ispat edilemeyeceğini vurgulamaktadır. Dar anlamda İstatistik, geçmiş
ve şimdiki durumla ilgili toplanmış sayısal verileri geliştirilmiş olan
bazı tekniklerle analiz ederek gelecek hakkında karar vermemizi
kolaylaştıran bir bilim dalıdır.
17. Yüzyıla kadar sadece bilgi kaydetme şeklinde gerçekleşen istatistiki
çalışmalar, 18. ve 19. Yüzyıllarda J. Bernoulli (1645-1705) ve K.Gauss'un
(1777-1855) katkılarıyla matematik temelleri üzerine oturtulmuş, ihtimal
teorisi geliştirilmiştir. Sosyal ve antropolojik olaylara istatistiği
kapsamlı bir şekilde uygulayan ilk matematikçi olan Adolphe Quételet
(1796-1874) ise modern istatistiğin kurucusu olarak kabul edilmiştir.
20. Yüzyılın başında R. A. Fisher, K. Pearson ve W. S. Gosset'in
katkılarıyla tahmin yapma ve karar verme konuları ön plana çıkarak
istatistik artık sayısal verilerin yorum ve değerlendirmesini yapan bir
bilimsel metodlar topluluğu haline gelmiştir.
Yukarıdaki gelişimler ışığında istatistiği tekrar tarif edecek olursak;
İstatistik, verilerin toplanması, organize edilmesi, özetlenmesi, sunulması,
tahlil edilmesi ve bu verilerden bir sonuca varılabilmesi için kullanılan
ilmi metodlar topluluğudur.
İstatistik ilmi zaman içinde geliştikçe günlük hayatımızda hemen hemen
her konuda kullanılır hale gelmiştir. Sosyolojik araştırmalardan, devlet
yönetimine, üretim sektöründen, tıp bilimine kadar pek çok kurumda
faydalanılan bir bilim dalı olan istatistik, finans içerisinde de önemli
bir yer tutmaktadır. Amerika'da borsa analistleri ilk olarak istatistikçi
diye adlandırılmıştır, zaman içinde diğer analiz tekniklerinin de
kullanımından sonra analist denmeye başlanmıştır.
İş hayatında karşılaştığımız bazı olayları ve araştırma sonuçlarını
değerlendirmede matematik modellemelerden yararlanmanın yanısıra, bazı
belirsizlik durumlarında sonuca ulaşmamızı kolaylaştıran istatistiği
uygularken sahip olmamız gereken bakış açısını aşağıda vermeye çalıştık.
Hemen hemen her iş kolunda ve kademesinde, çalışanlar ve yöneticiler,
üretecekleri ürünün belirlenmesinde, veya çalışmalarını yönlendirecekleri
hedef kitlenin seçiminde bazı araştırmalar yapmak zorundadırlar. Bilgi
toplama, örnek seçimi, değerlendirme ve sonuca varma aşamalarında
karşılaşacağımız safhalar, en basit anlamda aşağıdaki gibi gruplanabilir:
Rakamsal Bilgileri Anlamlandırmak
İş yaşamında her yönetici içinde bulunduğu durum hakkında mümkün olduğunca
fazla bilgi sahibi olmak ister. Modern çağda bilgisayarların muazzam
kapasiteleri sayesinde mevcut pek çok bilgi ölçülebilir. Örneğin faiz
oranları, hisse senedi fiyatları, para arzı, işsizlik gibi çok geniş
kapsamlı bir veri tabanından bir grup bilgiyi değerlendirmek gerekebilir.
Bir ürünün talep gücünü belirlemek için pazar araştırmaları yapmak, bir
mali denetçinin hesaplardaki yanlışlarla ilgilenmesi, bir personel
müdürünün işe alınacak elemanlar hakkındaki subjektif yargılarının yanında
genel yetenek test sonuçlarını değerlendirmesi gibi pek çok örnek
verilebilir.
Bu örneklerdeki ortak özellik; toplanan bilgilerin sayısal olmasıdır.
İstatistikçinin görevi ise bu geniş sayısal verilerin içinden önemli
özellikleri gösterenleri çıkarıp, sentezini yapmaktır.
Etraflıca yapılan analizlerden ve verilerin sentezlenmesinden pek çok
çıkarım yapılabilir. Uygun metodu belirleyebilmek için sayıların yapısına
ve nasıl kullanılacağına dikkat edilmelidir. Bazı durumlarda ileri seviyede
teknikler kullanmak gerekebileceği gibi, bazen de sayısal ve grafik
özetlemeler yeterli olabilecektir.
Belirsizlik ile İlgilenmek
İstatistik bir belirsizlik bilimidir. İstatistikçiler, "Nedir?" sorusuyla
değil, "Ne olabilir?" veya "Ne muhtemeldir?" soruları ile ilgilenirler.
Aşağıdaki ifadeleri gözönüne alalım:
-
"KCHOL hisse senedinin fiyatı altı ay sonra şimdikinden fazla olacak."
-
"Eğer bütçe açığı tahmin edildiği kadar yüksek çıkarsa, faiz oranları
yılın geri kalan kısmında da yüksek olacak."
-
"Eğer bu teklif sunulursa rakiplerin tekliflerinden daha düşük olacak
ve anlaşma sağlamlaşacak."
-
"Bu üründe pazar payını arttırmak için en iyi fırsat 18-25 yaş grubunu
hedefleyen reklamlarla yakalanacaktır."
Bu ifadelerin hepsi bir kesinlik içermektedir. İspat istendiğinde
gerçekliklerinden emin olunamadığı görülecektir. Bir analist,
KCHOL hisse senedi fiyatının gelecek birkaç ayda artacağına inansa bile
emin olamaz.
Anlam bakımından ele alındığında yukarıdaki ifadeler şöyle olacaktır:
-
"KCHOL hisse senedinin fiyatı altı ay sonra şimdikinden yüksek olabilir."
-
"Eğer bu teklif sunulursa, rakiplerin teklifinden daha düşük olması ve
anlaşmanın sağlamlaşması muhtemeldir."
Şimdiye kadar "Gereksiz belirsizlikler içeren ifadeler" yerine "garantisiz
kesinlikte ifadeler" kullanılması gerektiği üzerinde duruldu.
Sonuçta "olabilir" veya "olması muhtemeldir" ifadeleri, olayın olmamasından
daha kuvvetli olasılıklar için kullanılıyor denebilir; fakat olay "ne kadar
muhtemeldir?"
Dil bilimi, belirsizliği "imkansızdan kesin'e kadar" ifade etmek için
yeterlidir, fakat bazı olayların belirsizliği konusunda yetersiz
kalabilmektedir. Burada kullanacağımız dil "OLASILIK" olacaktır.
Örnekleme
Bir üretici ürettiği yeni bir malı pazara çıkarmadan önce bu ürünün talebi
hakkında bazı yorumlar almak ister. Hatta bazen pazar araştırması yaptırır.
Üretici tüm potansiyel müşterilerin fikrini öğrenmek istese de, bu kitleyi
araştırmak karşılanamayacak kadar pahalı bir yöntem olacağından, ufak bir
grup örnek üzerindeki araştırma ile yetinecektir. Araştırma sonuçları bu
gruptan alınacak bilgilere dayandırılacaktır. Bu tip örnekleme iş hayatında
yaygın olarak kullanılmaktadır.
Fakat, örnekten bilgi almak yeterli değil, önemli olan alınan bilgilerle
daha geniş bir kitle için sonuca varabilmektir. Bir örnek incelemekle
nüfusun tümü hakkında elbette kesin bir bilgi edinemeyiz. Örneğin, bir
rapordan alınan örneğin %8,2'sinin yanlış çıkması geri kalanının tamamının
%8,2'sinin yanlış olacağı anlamına gelmez. Bundan dolayı alınan bir örneğin
sonuçlarından yaptığımız çıkarımlarda doğal olarak bazı belirsizlikler
olacaktır.
İlişkileri analiz etmek
-
"Para arzındaki büyüme oranı enflasyon oranını etkiler mi?"
-
"Eğer General Motors orta sınıf otomobil fiyatlarını %5 arttırırsa,
artışın bu otomobil sınıfındaki satışlara etkisi ne olur?"
-
"Kamu sektörü tekel ortamında rekabet ortamına göre daha mı karlı?"
Bu örneklerin herbiri, "muhtemelliğe" ve "iki ya da daha fazla değişkenin
aralarındaki ilişkilere" bağlıdır. Örneğin, %5 fiyat artışının talep
üzerindeki etkilerini nasıl cevaplayabilirsiniz? Basit ekonomi teorisine
göre, diğer şartlar aynı kalırsa, fiyatlardaki artış talepte düşüşe neden
olur. Fakat ne kadar düşüşe sebep olduğunu söyleyemez.
Devam edebilmek için, geçmişteki fiyat artışlarının talebi nasıl
etkilediğine dair sayısal veri toplanmalıdır.
Bunun sonucunda "geçmişte olan olayın gelecekte de olabileceği"
değerlendirmemizi öneri olarak sunabiliriz.
Tahmin
Gelecek hakkında birşeyler söylemek, insanoğlunun en karakteristik
özelliklerindendir; fakat iş hayatındaki güvenilir tahminler bunun
çok ötesindedir. Bir malın piyasaya sürülmesi için, çok önemli yatırım
kararları alınmalı ve ilerideki birkaç yıl için pazar durumu iyi tahmin
edilmelidir.
Halihazırda piyasada bulunan ürünler için, kısa dönemde satış tahminleri,
amaçlanan satış oranlarını tutturma açısından önemli olduğu gibi, benzer
şekilde gelecekteki faiz oranlarını tahmin etmek, borçlanmak isteyen bir
şirket için önem taşımaktadır.
Esas olarak, gelecekteki bazı değerlerin tahmini; geçmişteki davranış
düzenleri incelenerek elde edilir. Bu sebeple, tahmin edilecek konunun,
geçmişteki davranışları hakkında bilgi toparlanırken diğer ilgili
değişkenler hakkında da bilgi toplanır.
Bu bilgilerin analizi gelecekteki trendi gösterebilir.
Belirsiz Ortamda Karar Verme
İş hayatında, çoğu zaman gelecekteki davranışı tam olarak kestirmeden
karar alınır. Bir teklif sunarken üretici, işi tamamlayana kadar yapacağı
tüm harcamaları önceden bilemez. Dahası, sunulan diğer tekliflerden de
haberdar değildir. Bütün bunlara rağmen, kendisinden bir teklif sunması
beklenmektedir. Bir araştırmacı, gelecekteki piyasa hareketlerini bilmeden
portföyündeki enstrümanları dengelemelidir.
Bütün bu örneklerin gösterdiği gibi, iş kararları alınırken muhtemel
seçenekleri değerlendirmek için bazı tekniklerden faydalanmak gerekmektedir.
Amaç; belirsiz ortamları anlamamızı kolaylaştırarak, daha iyi kararlar
alabilmemizdir.
Yukarıda kısaca açıklamış olduğumuz safhaları özetleyecek olursak;
İstatistik, verilerin toplanıp düzenlenmesi, anlamlı örnek seçimi,
sonuçların analizi, tahmin ve karar verme aşamalarından meydana gelmektedir.
İstatistiki metodların bizi ilgilendiren kısmı, finans sektörü içerisindeki
kullanım şekilleri olacaktır. Kişiler tasarruflarını ileride daha fazla hale
getirebilmek için çeşitli alanlara yatırırlar. Sermaye piyasası araçları da
tercih edilen yatırım alanlarından biridir. Sermaye piyasası araçlarının
gelişimi ve türevleri, bugünün piyasa katılımcılarını daha fazla risk ile
karşı karşıya bırakmış, yatırım araştırmacılarının gerçekleştirdiği
çalışmalar, bu yatırım araçlarının hem birbirleri ile hem de kendi
içerisinde ilişkilerini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmamızın amacı,
yatırım araçlarının birbirleri ile olan ilişkilerini bireysel
yatırımcıların da öğrenebilmesi ve yatırımlarına daha bilinçli şekilde
yön verebilmelerini sağlamaktır.
| Glossary | |
| Trend |
Bir dizi göstergenin izlediği doğrusal yön, gidişat,akım |
Hazırlayan: Emine Germen