IBS



İDARİ PARA CEZALARI ve YATIRIMCININ KORUNMASI
Bu yazı hakkındaki
düşünce ve görüşlerinizi yazarımızla paylaşın
Forumlar

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’muzda önemli değişiklikler yapan ve yeni hükümler ortaya koyan 15.12.1999 tarih ve 4487 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi Sermaye Piyasası Kanunu’na “İdari Para Cezaları” başlıklı 47/A numaralı bir madde eklenmiştir.

Maddenin gerekçesinde;

  • Bazı hafif ihmalleri suç olmaktan çıkarmak,mahkemelerin yüklerini hafifletmek,buna karşılık müeyyidenin hemen tatbikini sağlamak suretiyle etkinliğini artırmak maksadıyla mevzuatta pek çok Kanunlarda düzenlendiği gibi idari para cezalarının öngörüldüğü,


  • Küçük tasarruf sahibi ve yatırımcılarını korumaya yönelik olarak,sermaye piyasasının güven ve istikrar içinde çalışmasını teminen,Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket edilmesi halinde idari para cezasının öngörüldüğü,
ifade edilmiştir.

Bu gerekçeye dayalı olarak düzenlenen ve yasalaşan maddede,yani Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47/A Maddesinde ise;

Bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere,belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket ettiği tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişiler hakkında gerekçesi belirtilmek suretiyle Kurul tarafından 2 milyar liradan 10 milyar liraya kadar para cezası verilir.”

hükmü yer alarak devamında ise uygulamaya ilişkin detaylar ayrıntılı olarak belirlenmiştir.

Yukarıda aktardığımız gerekçede de belirtildiği üzere bazı hafif ihmallerin suç olmaktan çıkarılıp idari para cezası ile cezalandırılmasının öngörülmesi isabetli bir düzenleme olmuştur. Kurul da bu konuda hassasiyet göstererek gereken durumlarda idari para cezası vermekte ve verilen cezalar gerekçeleriyle birlikte Sermaye Piyasası Kurulu’nun Haftalık Bülten’leriyle kamuya da duyurulmaktadır.

Burada üzerinde durmaya çalışacağımız yatırımcının korunması adına verilen idari para cezalarının muhatabı halka açık ve borsada işlem gören bir şirket ise,bu cezanın şirket tarafından ödenmesi durumunda cezanın sonuçta korunmak istenen yatırımcıya yansıması gibi ilginç bir durum yaratmaktadır.Bu konuyu en son kararlaştırılmış olan bir idari para cezası örneğiyle açmak istiyorum.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun 16.07.2001-20.07.2001 tarih ve 2001/29 sayılı Haftalık Bülten’inin “Özel Durumlar” başlıklı bölümündeki (1) numaralı özel durum açıklaması aşağıdaki şekildedir:

“ Banvit Bandırma Vitaminli Yem Sanayii A.Ş.’ne 2000 yılı karından ikinci tertip kanuni yedek akçe ayırmaması nedeniyle SPKn’nun 47/A maddesi uyarınca 3.120 milyon TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.”

Bu kararın alınmasının haklılığı konusunda yorum yapamayacağım ama şekil olarak yerinde bir karardır.Zira idari para cezası uygulanmasını zorunlu kılan gerekçe kararda yer almış olup Kanun’da alt ve üst sınırları belirtilen ceza miktarlarına uygun tutarda ceza uygulanmasına karar verilmiştir.

Görüldüğü üzere cezanın muhatabı ve cezayı ödeyecek olan Banvit A.Ş. tüzel kişiliğidir. Banvit A.Ş. tarafından yapılacak ceza ödemesi şirket adına bir gider olarak şirketin hissedarlarına,dolayısıyla da korunmak istenen borsa yatırımcısına da yansıyacaktır.Yani bir yandan yatırımcıların korunması adına idari para cezası uygulanırken diğer yandan şirket tarafından ödenecek cezanın yatırımcıya yansıması gibi bir sonuç doğmaktadır.

Oysa yukarıdaki örnekte olduğu gibi idari para cezası uygulamayı gerektiren hususun yerine getirilmesi şirketin yönetiminin ve/veya bu konuda sorumlu bulunan şirket yetkililerinin görevleri arasındadır. Şirket yönetiminde bulunanların görevlerini nasıl yapmaları gerektiği gerek Türk Ticaret Kanunu’nda gerekse şirket ana sözleşmelerinde açıkça yer almaktadır. Bu nedenle idari para cezası uygulanmasını gerektirecek durumu yaratan yani görevlerini yapmayan yöneticiler ve/veya bu konuda görevli kılınmış yetkililerin görevlerini gerektiği gibi yapmamaları sonucunda bu kişi veya kişiler adına değil şirket adına ceza uygulanmasına karar verilmiştir.

Her ne kadar şirketin bu konuda sorumluluğu olan çalışan veya çalışanlarına rücu hakları varsa da kanaatimce idari para cezasının bu şirketin konuyla ilgili sorumluları adına kararlaştırılmasında fayda vardır.Bu olmazsa bile alınan Kurul kararında şirket adına kararlaştırılan idari para cezasının ilgililere rücu edilmesinin zorunlu kılınması da bir çözü olarak düşünülebilir.

Zira şirket adına verilen idari para cezasının şirket kaynaklarıyla ödenmesi neticede yatırımcılara da yansıyan bir ceza niteliğindedir.Dolayısıyla yönetim ve denetimde söz sahibi olmayan küçük portföylü borsa yatırımcısının korunma karşılığında sonuç olarak küçük de olsa cezaya katlanmak zorunda bırakılmaları 47/A maddesinin gerekçesindeki mantıkla ve hukukla bağdaşmayacaktır.

Yatırımcılarımızın da bu konuda yapılan duyuruları dikkatle izleyerek hissedarı bulundukları şirketler nezdinde uygun koşullarda haklarını aramaları ise kendi çıkarlarınadır.

Saygılarımla,

Av.Murat ESEN

26.07.2001




[ Ana Sayfa ] [ Temel Analiz ] [ Teknik Analiz ] [ Haberler ] [ İstatistiki Bilgiler ] [ Bilgiler ] [ Üyelik ] [ Sitemiz ] [ Çıkış ]